22 Aralık 2010 Çarşamba

Florida Deplasmanları


2006 NBA Finali'ni bir Mavericks taraftarının unutubilmesi mümkün mü? Açıkçası pek sanmıyorum. O seride 2 maç kazanıp, ardından 4 mağlubiyet alınmasının ardından 4 sezon geçti, bu sezon 5.'ye girdik. O günden bu yana 10 maç yapmış Miami ile Dallas ve Mavericks, Heat't karşı 10-0 durumda. Yani Miami'nin şampiyonluğu kazandıktan sonra, bir daha Dallas'a karşı kazanamadığı anlamına geliyor bu istatistik.

Dünkü alınan 10. galibiyet aslında alıştığımız tarzda bir maçta oldu diyebiliriz. Yine öne fırlayan Dallas ve Nowitzki'nin kenarda oturduğu dakikalarda yavaş yavaş eriyen fark ve maçın sonuna her zaman olduğu gibi kafa kafaya girilmesi. Neyse ki Terry'nin son çeyrekte sıcak olması ile beraber, maç da geldi.

Back-to-back'in 2. ayağında, yine Florida deplasmanı olan Magic karşısındaydı takım. Hidayet ve Arenas takası ile Orlando'nun havasının değiştiği açık. Ancak bu takaslar sonucunda Magic'in guard rotasyonu çok iyi duruma gelmesi ile beraber, uzun rotasyonu da tam aksine çok daralmış durumda. Bir de Howard'ın oyunda olmadığı anlarda, otoban gibi oldu içerisi. Bunu da Chandler çok iyi değerlendirdi, özellikle smaç üzerine smaçlar izledik 3. periyotta ondan. Fakat yeri gelmişken söyleyeyim, Magic'in ilerleyen günlerde bir uzun hamlesi yapacağını düşünmekteyim bir guardı feda ederek, yoksa böyle gitmeyecek bu iş, çok belli.

Bir de Nowitzki hakkında güzel bir haber var. Dirk, dün 17 sayı atıp, 11 sayı gerisinde olduğu Larry Bird'ü geçerek, NBA Tarihi'nde en fazla skor üreten oyuncu listesinde 25. sıraya çıktı. Eğer önümüzdeki maç 27 sayı atabilirse, Gary Payton'ı da geçecektir Thunder maçında, en kötü ihtimalle bir sonraki maç 24. sıraya yükselecektir. Açıkçası ben dün akşam, çift sıra birden çıkabileceğini düşünüyordum çünkü Stan Van Gundy'nin Hidayet'i 4 numara oynatıp, Nowitzki'yi savunma böyle yapacağı yönünden haberler çıkmıştı maç öncesinde, böylece Dirk'ün çok daha etkili olacağını düşünmüştüm ama olmadı. Van Gundy'nin, umarım bu hamlesi tek maçlıktır yoksa Hidayet'i, Hidayet yapan point-forward gibi oynatmazsa hem Hidayet'e yazık olacak, hem de 4 numara oynayan Hidayet'ten verim alamayacaklar.

2 maçı da kazanmak güzel, Orlando'yu iyice dert ettik gibi oldu yazıda ama buradan kısaca takası ve Hidayet'i değerlendirmek istedim. Güzel bir ara var takımın önünde, Pazartesi'ye kadar maç yok. İyi bir dinlenme ve eksikleri biraz olsun giderme fırsatı olacaktır Mavericks açısından. Rodrigue Beaubois'dan hala bir haber yok, artık fıtık olacağız sanırım. Neyse, önümüzdeki maç Pazartesi akşamı, TSİ 03.00'da Oklahoma deplasmanında.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Milwaukee Bucks'ın Uğuru Mu?


Amerika basını gerçekten istatistik uğruna kafayı yemiş insanlardan oluşuyor. Şöyle bir istatistik buldum çok hoşuma gitti. Bu sene de tekrarlanır mı acaba bu döngü bir kez daha? Mavericks'in playoff karnesi ortada ve şu an bunu konuşmak için çok ama çok erken olsa da temennimiz bu yönde en azından. Ben şimdilik yorum yapmayıp, sadece istatistiği vereyim.
  • 9 Ocak 1972: Milwaukee, Lakers'ı 120-104 yenmesinin yanında, onların 33. maçlık serisini de bitiriyordu. Fakat sezon sonunda da, Los Angeles, şampiyon oluyordu.
  • 30 Kasım 1973: 2 sezon sonra, yine Milwaukee, bu kez Lakers'ın ezeli rakibi Celtics'i 117-93 yenerek, Boston'ın 12 maçlık serisine son veriyor ve sezon sonunda ise Celtics şampiyonluğunu kutluyordu.
  • 23 Ocak 1983: 1983 sezonunda, 14 kez arka arkaya kazanan Philadelphia'nın serisine, yine Milwaukee son veriyor ve o sezonun sonunda Julius Erving ve arkadaşları, Sixers'a 1967'deki şampiyonluktan sonra ilk kez bu başarıyı tekrarlatıyorlardı.
  • 15 Mart 2007: Yakın bir tarih bu kez. Spurs'ü 103-90 yenen Bucks, 13 maçlık seriyi bitiriyor ve hatırlanacağı üzere o sezonun sonunda da San Antonio şampiyonluk sevinci yaşıyordu.
  • 12 Aralık 2010: Mavericks'in 12 maçlık serisine son veren Bucks'ın, yukarıdaki 4 takımda olduğu gibi Dallas'ın şampiyonluk sevincine vesile olup olmayacağını hep beraber bekleyip, göreceğiz.

İstatistiklerle 12 Maçlık Seri


Mavericks'in 12 maçlık serisi, dün akşam Milwaukee Bucks tarafından bitirildi. Bu 12 maçlık serilerde, göze çarpan istatistikleri sıralayalım.

  • 151: 12 maçlık seride, Nowitzki'nin sahada olduğu dakikalarda, Mavericks'in rakiplerine attığı farkın toplamı.
  • 52: Nowitzki'nin otururken, Dallas'ın rakip takımlara attığı toplam fark.
  • 5: 12 maçın, 5 tanesi deplasmanda kazanıldı.
  • 3: Bu seriyle Dallas, Batı Konferansı'nda 5.'likten, 2.'liğe çıkarak, 3 sıra yukarı yükseldi
  • 95: Mavericks'in bu sezon en az 95 sayı attığı maçlardaki derecesi 16-1 ve bunların 10 tanesi de 12 maçlık seri içinde geldi.
  • .500: Bu 12 maçlık seride, Mavericks franchise tarihinde ilk kez .500 galibiyet oranının üzerine çıkarak, 1226 galibiyete, 1225 mağlubiyet oldu.
  • 8: Dallas, 2001-02 sezonundan beri, 8. kez çift haneli galibiyet serisi tutturarak, bu konuda lider olan San Antonio ile durumu eşitledi. (Bu 2 takıma, bu konuda en yakın takımlar, bu istatistiğe 10 yıl içinde 5 kez erişen, Pistons ve Suns.)

Nowitzki Haftanın Oyuncusu


Dirk Nowitzki, geçtiğimiz hafta ortaya koyduğu performans ile Batı Konferansı'nda haftanın oyuncusu seçilerek, bu sezon 2., kariyerindeki 13. kez haftanın oyuncusu ödülüne layık görüldü. Mükemmel liderliğin yanında, bir de bu sezon akıl almaz yüzdelerle şut atan Nowitzki kuşkusuz şu ana kadar harika bir performans ortaya koydu.

Dirk, bu hafta Mavericks'in sırasıyla, Warriors, Nets ve Jazz'ı yendiği haftada, 25.7 sayı, 9.0 ribaunt ortalamalarının tutturmasının yanında, bu 25 sayıyı, %70 saha içi (28-40) ve %67 üçlük yüzdeleri ile atması, oyununu esas etkileyici kılan maddelerdi.

Bucks 103-99 Mavericks


American Airlines Center'da dün oynanan maçta, Dallas'ın maçı kaybetmesinin yanında, 12 maçlık galibiyet serisi de son bulmuş oldu maalesef. Aslında kolay sayılabilecek maçı, bence yine biraz laubalilik, biraz da konsantrasyon bozukluğu nedeniyle kaybettiklerini düşünüyorum takımın.

Aslında maçın öyküsü bir önceki Utah maçına benziyor. 2. çeyrekte ulaşılan 20 sayılık fark, yine maçı aldık havasına getirdi oyuncuları. Hal böyle olunca Milwaukee, Utah'ın yapamadığını yaptı bu kez. Şu açık ki, oyuncular baskı altında çok daha iyi oynuyorlar, erken yapılan farklar şu an için Mavericks'e pek yaramıyor gibi gözüküyor. Açıkçası bu sezonun ilerleyen ve hatta playoff zamanında can sıkıcı bir durum olabilir.

Maçın çok net bir biçimde en önemli hareketi Scott Skiles yaptı diyebilirim. İtiraf etmeliyim ki benim gözümden kaçmış birazdan vereceğim istatistik. Haywood bu sezon %25 civarında, serbest atış ortalamasına sahip. Dallas da gibi ligin en iyi serbest atış yüzdesine sahip takımlarından, bu kadar kötü bir yüzde gerçekten yakışmıyor bu takıma. Gelelim Bucks coachu Skiles'ın hamlesine. Son periyotta Haywood'un bu zaafını iyi değerlendirerek, Hack-a-Haywood denedi ve başarılı da oldu. Ritmi bozulan Mavericks yaklaşık 3 dakikada, 5 sayı önde olduğu maçta, 9 sayı geriye düştü, buradan sonra geri dönüş yapılmaya çalışılsa da Bucks buna izin vermedi.

Ben serinin 15 olacağını düşünüyordum hep. Olmadı. Ayın 20'si geliyor ve yavaş yavaş önemli maçların da zamanı gelmek üzere. Önümüzdeki maç, bu akşam AAC'de TSİ 04.30 Blazers ile.

Maçın Özeti:

12 Aralık 2010 Pazar

Jazz 97-103 Mavericks


Dün ilk çeyrek öyle bir Mavericks vardı ki sahada, neredeyse her attığını sokan, zıvanadan çıkmış bir takım vardı sahada dün ilk çeyrek, fakat o farktan maçın yukarıdaki fotoğraftaki sayı ile koptuğunu da düşününce yine ortada bir kaç ufak hatanın var olduğunu düşünüyor insan.

En baştan başalayalım. İlk çeyrekte dün, çok net bir şekilde Mavericks dominesi vardı. Maça öyle bir fırtına ile başladı ki Dallas, skor bir anda 29-4'e fırladı. 11-12 saha içi isabeti ile yapılan hücum ve arka arkaya gelen üçlükler Utah'ı neye uğradığını şaşırttı. Fakat artık bilmiyorum ama rehavetten olsa gerek, Utah maç boyunca sessiz ve derinden Mavericks'i yakaladı ve Terry'nin yukarıda da bahsettiğim gibi bitime 9 saniye kala attığı şutla maçı kazanmayı başardı Mavericks.

Nowitzki ile başlayayım, türünün tek örneği gerçekten. 31 sayı atıyor, ve bu 31 sayıyı, sadece 10/12 saha içi isabeti, 3/4 üçlük isabetleriyle atmayı başarıyor. Yanına da 15 ribaunt ve 4 asist ekliyor. Hücum anlamında 32 yaşına gelmesine rağmen, en iyi yılını geçiriyor şu an kuşkusuz. Bu çizgiyi sezon sonuna kadar devam ettirirse bir kez daha MVP seçilebilir.

Gelelim Butler'a. Açıldığını, ritmini bulduğunu söylemiştik. Aynen devam o da. Yüzdesi gayet iyi gidiyor. Utah maçından önce Mavericks kazanırsa, serinin rahatlıkla en az 15'e uzayabileceğini söylemiştik. Şu an arka arkaya 12. galibiyet oldu. Önümüzdeki maç, TSİ Pazartesi gecei, Bucks ile.

Maçın Özeti:

8 Aralık 2010 Çarşamba

Warriors 100-105 Mavericks


Uzun bir süreden sonra tekrardan yazıyorum bloga. Açıkçası biraz zaman sıkıntısında ve biraz da haftasonu arkadaşlarla takılıp, alkolün de dibine girdiğimden, maçlara maalesef kalkacak mecalim yoktu ve bu nedenle izlemediğim maçlar hakkında da sadece boxscore'a ve 3 dakikalık özete bakıp yorum yapmak istemediğimden es geçtim aradaki maçları. Bundan sonra sık sık güncellenir burası büyük ihtimal.

Kolay fiktürü var demiştik Mavericks'in. Aynen istediğimiz gibi gidiyor şimdilik her şey. Bakıyorum, en son Heat maçını girmişim buraya. Aradaki Rockets, Timberwolves, Jazz, Kings maçlarını ve bu geceki Warriors maçını da alarak, arka arkaya 10. galibiyetini aldı Dallas. 2001-2002 sezonundan beri 8.kez art arda 10. galibiyet serisi bu Mavericks'in. Fiktüre baktığımızda da bu serinin 15'e kadar uzayabileceğini öngörmek pek de zor değil bana kalırsa. Sezona kötü başlayıp, çok iyi toparlayıp ve iyi bir seri yakalayarak, Batı'nın 2. sırasına kadar da çıktılar ve lider Spurs ile aralarında sadece yarım maç bulunuyor.

Kolay fikstürün avantajını değerlendirmek önemliydi. Şimdilik de herşey yolunda gidiyor. Dünkü Warriors maçı ile beraber arada oynanan maçlara baktığımızda Caron Butler'da toparlanma söz konusu. Skor açısından, sorumluluk almasının yanında, şut yüzdesinin %39 civarından, %45'lere kadar çıkması sevindirici. Her ne kadar, hala istenilen seviyede olmasa da, şimdilik idare eder, umarım daha iyi de olur.

Bu sezon performansından en memnun olduğumuz Tyson Chandler ise karnında virüsten dolayı takımdaki yerini alamadı. Haywood ile Ian Mahinmi pivot rotasyonunu oluşturdular geçtiğimiz gece. Mahinmi'nin 21 dakikada, 12 sayı, 10 ribaunt, 2 top çalma ile oynaması açıkçası etkileyiciydi. Takımdaki 3. pivotun bile ihtiyaç olduğunda, double-double yapabilecek potansiyelde olması ve elinden gelenin en iyisini yapabilmesi gerçekten güzel.

Bu arada ufak bir bilgi, Rodrigue Beaubois'nın Christmas ile beraber takıma katılabilme ihtimali konuşuluyor. Merakla bekliyorum. Bunların dışında da, çok önemli bir gelişme yok takımda, galibiyet haberlerinden başka. Her şey yolunda. Önümüzdeki maç, Perşembe gecesi TSİ 03.30'da, içeride, New Jersey Nets ile.

Maçın Özeti:

28 Kasım 2010 Pazar

Heat 95-106 Mavericks


Öncelikle şunu söyleyeyim, yukarıdaki fotoğrafı özellikle seçtim. Erick Dampier Heat ile kontrat imzaladıktan sonra, ilk kez maça çıkıyor ve tesadüfe bakın ki, ilk oynadığı maç da Dallas Mavericks deplasmanı ve karşısında da dün kontrolden çıkan Tyson Chandler var. Gerçekten her Mavericks taraftarı için de bu yönden de çok güzel maçtı dünkü mücadele.

Eğer Mavericks kazanırsa, bu zorlu haftada kalıp çıkıyordu ve aynen de öyle oldu. Gerçekten önemli bir haftayı geride bıraktı takım 5 günde 4 galibiyet alarak. Ben bile buraya neredeyse, her gün maç yazısı yazmaktan yoruldum, oyuncuların üzerindeki yorgunluğunu düşünemiyorum bile. Bir de kazanmanın yanında, çok konuşulan ve tepetaklak giden, Heat'in bu 3'lüsünü çok güzel bir oyunla alt etmek sevindirici tabii ki.

Yurtta kaldığım için, NBA TV izleme fırsatım yok bu nedenle, dün, bu sezon ilk kez bir Mavericks maçını televizyondan izleme fırsatı buldum. Her maçı atdhe.net'ten takip etmek, bazen insanı çok sıksa da, NTV'deki, İsmail Başkan ve Kaan Kural'ın sohbeti ile daha da keyifli bir maç oldu.

Maçta en fazla öne çıkan isimden ve tartışmasız şekilde ilk çeyreğin kahramanından başlayalım. Dün izlediğim Chandler'ın performansı, Mavericks'i takip ettiğim 8 yıl boyunca, izlediğim en mükemmel pivot performansıydı. Daha ilk çeyrekten, 9 sayı, 7 ribaundu buldu Chandler. Maçı da 14 sayı, 7'si hucüm olmak üzere, 17 ribaund ile tamamladı. Belki bu istatistikler uzun problemi yaşayan Heat karşısında şişirilmiş olarak durabilir, fakat yine de çok değerli. Zaten bu sezon oynadığı oyun ortada, tek kelimeyle en iyi yıllarından birini geçiriyor. Bir de kariyeri boyunca sadece 1 sezon %70'in üzerinde serbest atış attığını ve bu sezon bu yüzdeyi 80 civarına çektiğini düşünürsek, ne kadar istekli ve konsantre olduğunu söyleyebiliriz. Muhtemelen Dallas'ın havasında, suyunda bir şey var ki, buraya gelen, serbest atış atmayı öğreniyor. Şaka bir yana, oyununun bu gelişiminde tabii ki iki faktör daha fazla öne çıkıyor. Jason Kidd'in varlığı ve kontrat senesinde olması...

Gelelim takımın geri kalanına. Maçın 2. yarısında 13-0'lık bir seri ile başladıktan sonra, aslında maçı bitirmişti orada Mavericks. Nowitzki'nin biraz daha az süreler bulmasının gerekliliğinden hep bahsediyorduk. Bu maç tam kenarda uzun süre oturacakken, Wade ile son periyotta Heat'in kıpırdanması, Nowitzki'yi yine oyunda tuttu fakat yine 3-4 dakika daha az oynadı bugün. Son 3 maçtaki performansından sonra, şut yüzdesi vasatı aşamasa da 22 sayıyla oynadı.

Nowitzki'nin performansından ziyade, tıpkı Spurs maçında olduğu gibi skorda sadece Nowitzki'nin eline bakmadı bu maçta da Mavericks. Bu gerçekten önemli bir gelişme. Tam 6 oyuncusu, çift hanelerde skor üretti Dallas'ın. Özellikle Caron Butler'ın oyunu, umut verdi diyebiliriz. Uzun bir süreden sonra, ilk kez 35 dakikanın üzerinde süre bularak, 9/15 gibi gayet iyi bir yüzdeyle, 23 sayı kaydetti o da.

Takım savunmasına değinelim biraz da. İyi savunma yapıyor gerçekten takım zaten NBA'de, 92.3 ile ligin en az sayı yiyen 3. takımı Dallas. Her ne kadar hücumda da 97.6 ortalama ile NBA genelinde 22. sırada olsalar da, son bir kaç maçtır Nowitzki'nin yanında, diğer oyuncuların da hücumda sorumluluk almasıyla, hücumun da yavaş yavaş oturduğunu düşünüyorum, sezonun ilerleyen günlerinde, bu ortalama daha da yukarı çıkabilir. 

Son olarak, Miami Heat'de, 3'lü, skor anlamında homojen bir dağılım gösterse de ritm bulmakta zorlandılar, fakat her şeyden önemlisi, takımın geri kalanı neredeyse sıfır. Dün, Dallas bol bol alan savunması deneyince, biraz da James Jones'un üçlükleri ortaya çıktı. Coach Erik Spoelstra gidici diyorlar, muhtemelen de gider, çünkü Miami gerçekten kötü durumda. Kurtuluş, belki de Pat Riley'in parkeye tekrardan inmesindedir...

Özetle, zor bir haftayı geride bıraktı Mavericks. Pazartesi içeride Houston maçıyla Kasım ayını bitirdikten sonra, Aralık ayının 20'sine kadar, 9 maçın, 7 tanesini içeride oynayacaklar ve bu fikstürde sadece Utah deplasmanı zor sayılabilir, geri kalanlar ise kolay sayılabilecek bir fikstür. Takım da biraz dinlenme fırsatı bulacaktır böylece. Önümüzdeki maç, Pazartesi gecesi yine bir Texas derbisi olan, AAC'de TSİ 03.30'da Rockets ile.

Maçın Özeti: 

27 Kasım 2010 Cumartesi

Mavericks 103-94 Spurs


Texas derbisinden de galibiyetle ayrılmayı başardı takım. Bu maçın kazanılması, her ne kadar sevindirici olsa da esas önemli olan şey Mavericks'in, bu sezonun en iyi topunu oynaması ve kimya adına ortaya bir şeyler koymasıydı.

Bu kimya, vasat bir takıma karşı ortaya konulsa belki çok önemli olmayabilirdi fakat New Orleans'ın 8 maçlık galibiyet serisini bitirdikten sonra; Dallas, ligin arka arkaya 12 galibiyet alarak, franchise tarihinin en iyi başlangıcını yapan Spurs'ün de galibiyet serisine, diğer maçlara nazaran çok daha bir oyun ortaya koyarak son verdi.

Takımın sezon başından beri en önemli eksikliği, Nowitzki'ye skor bazında destek çıkacak oyuncunun olmamasıydı. Arada bir Terry oluyordu sahnede o kadar. Fakat dün akşam, Mavericks'in tam 5 oyuncusu çift hanede skor üretti, esas özlenen tablo buydu. Özellikle son çeyrekteki, Terry ve Marion'ın skora önemli ölçüde katkıları Dallas'a galibiyeti getiren en önemli faktördü.

Nowitzki'ye ayrıca değinmek gerek sanıyorum. 12/14 saha içi yüzdesi oynadı ve hiç bir serbest atış atmadan, 26 sayı kaydetti. İnanılmaz formda şu sıralar ve sayı krallığında da 26.3 sayı ortalamasıyla, 2. sırada olmasına rağmen, daha da önemlisi bu 26.3 sayı ortalamasını, %55 saha içi yüzdesiyle tutturması. Genelde şuta dayalı bir oyun oynadığını göz önünde bulundurursak, bu istatistik gerçekten mantık sınırlarını zorlayan cinsten.

Savunma konusunda ise takımın çok iyi seviyelere yavaş yavaş çıktığını düşünüyorum. Özellikle maç başına, yaklaşık olarak 107 sayı atan Spurs'ü, ilk yarıda 43 ve maç sonunda da 94 sayıda tutmak güzeldi. Bu hafta, Dallas'ın şimdiye kadar ortaya koyduğu performansa bakarak 2 mağlubiyet bekliyordum fakat gerçekten şaşırttılar ve çok iyi gittiler. Bu akşam son 5 gündeki, 4. maçına çıkıyor Mavericks, eğer bu maçı da kazanırlarsa, bu zorlu fikstürde kalıp çıkacak. Yine önemli bir maç, NTVSpor da canlı veriyor, American Airlines Center'da, TSİ 03.30, Heat ile oynuyoruz.

Maçı Özeti:

25 Kasım 2010 Perşembe

Mavericks 111-103 Thunder


Artık o kadar klasik bir senaryoya büründü ki Dallas maçları, hani izlemesek de senaryoyu az çok tahmin edebiliriz. Yine aynı tipte bir maç. Maçın hemen başında öne geçme, ardından gelen 2 periyotta bocalama ve maçın sonunu iyi oynayarak ve geri gelerek kazanmak. Aynı dünkü maçta böyleydi ve back-to-back'in ikinci ayağı olan, Oklahoma deplasmanından 3 puan ile dönüyor takım.

İlk önce Tyson Chandler ile ilgili görüşlerimi yazayım şuraya da rahatlayayım baştan. Dün öyle bir pivot izledim ki sahada, ben Mavericks'i takip ettiğim, 2002 senesinden beri böyle bir pivot istatistiği görmedim. (Ya da bir kez Dampier da görmüştüm sanırım yanlış olmasın, 2003-2004 senesinde 26 ribaund çekmişti.) Hemen  yazıyorum yaptıklarını, Mavericks'de bir pivotun 17 sayı, 18 ribaund yaptığını kolay kolay ne gördüm, ne de işittim bunca zamanda, gerçekten helal olsun diyorum. Ribaundlarının yanında, boyalı alandan da Kidd sayesinden sayılar bulabilmesi, karşı takımın savunmasının açılmasını engelliyor, bu önemli bir artı.

Nowitzki'ye gelelim. Dünkü 42 sayısından sonra, Kevin Durant'in ardından 25.8 sayı ortalaması ile, sayı krallığında 2.'liğe oturmuştu. Dün akşam da, yine son periyot büyük bir gayret göstererek, 34 sayı bıraktı Thunder potasına. Sayı krallığında 2.'liğe, şuta dayalı oynarak ve saha içinde %53 isabet oranı tutturarak ulaşması, çok önemli ve zor bir iş bana kalırsa, bir tebrik de ona geliyor. Serbets atışlarda da dün 14/15 gibi harika bir yüzde tutturarak, kendi normlarına dönüş sinyalini verdi gibi.

Dün akşam ilk yarıda Caron Butler'ı çok beğendiğimi söyleyebilirim. Aslında baktığımıza zaman, şut tercihleri tartışılabilir olsa da dün el üstünden soktuğu şutlarla kendine gelebileceğini düşünmekteydim ancak ilk yarıda 15 sayı kaydetmesi, kendine güveni gelebilmesi ve takıma farklı bir opsiyon olma açısından sevindirici olsa da, maç sonuna kadar da 15 sayıda kalması düşündürücüydü.

Çok önemli maç var önümüzde şu an. Bu iki maçı da kazanarak, bu haftayı bitireceğinden şüpheliyim Mavericks'in, ancak kesinlikle izlenmesi gereken 2 maç oynanacak. Cuma akşamı yine back-to-back'de takım ve ilk ayak San Antonio'da, Spurs ile Texas derbisi. TSİ 03.30'da.

Maçın Özeti:

24 Kasım 2010 Çarşamba

Pistons 84-88 Mavericks


Bu haftanın yoğun ve zorlu olacağını söylemiştik daha önceki yazıda. Haftanın en kolay maçında American Airlines Center'da zor da olsa kazanmayı başardı Dallas ve back-to-back'in ilk ayağını kayıpsız geçmeyi bildiler. Her şeyden önemlisi bu maçı; bu kez, kritik yerlerde hücum ribaundlarını alarak kazanmak, sevindirici.

Maçı sadece Dirk Nowitzki diyerek özetleyebiliriz aslında. Tipik bir Mavericks maçı izledik diyebilirim yine. 11-0'lık seri ile maça fırtına giren bir takım ve uzun bir süre uyku halinde kalan bir takım izledik yine. Son çeyrekte Nowitzki'nin olağanüstü gayretiyle de maç geldi. 

Dallas, maçın başındaki o mükemmel yüzdeyi de hesaba katmamıza rağmen, 3 periyot boyunca sadece %33 ile hücum etti. Son periyot Nowitzki'nin zıvanadan çıkmasıyla, 32 sayı atıldı ve yüzde .385'e çıktı. Takımdaki şu anki problem defans değil. Aksine savunma iyi sayılabilecek bir seviyede diyebilirim. Şu anki sıkıntı hücumda. Sadece Nowitzki'nin eline bakıldığını bilmiyorum ama kaç kez söyledim bu blogda. 42 sayı, 12 ribaund gerçekten mükemmel istatistikler. Bunun dışında, Nowitzki'ye arada sırada destek çıkan tek oyuncu Jason Terry, o da 16 sayı kaydetti. Ancak takımın geri kalanına baktığımızda, diğer oyuncuların toplam sayısının 30 olduğunu görünce sıkıntı başlıyor maalesef ve bu sıkıntı yine her zaman dediğim Beaubois dönmeden önce muhtemelen çözülmeyecek. Genelde şuta dayalı bir oyun oynandığı için, Caron Butler da başka bir alem de takıldığı için, boyalı alandan sayı üretebilecek tek oyuncu Beaubois, onun da dönmesini dört gözle bekliyoruz.

Zor fikstür dedik bu hafta için, gerçekten öyle. Back-to-back'in ikinci ayağı, bu akşam TSİ 03.00'da, Oklahoma City'de, Thunder ile.

Maçın Özeti:

23 Kasım 2010 Salı

Nowitzki'nin Serbest Atışları


Bilmiyorum takip edenlerin çok dikkatini çekti mi? Fakat bu sezon gerçekten bu konuda, problem var Nowitzki'de. Sezon başında, geçen seneden kalan seriyi devam ettirerek arka arka 82.'yi soktuktan ve NBA Tarihi'nde 4. sıraya yerleştikten sonra düşüşe geçti açıkça. Çok ilginç şekilde, son 5 yıldaki saha içi en iyi yüzdesini tutturmasına rağmen, son 5 yıldaki de en düşük serbest atış yüzdesini tutturmuş durumda bu sezon. Dün de bir açıklama yaparak, serbest atışlarına ne olduğunu anlayamadığını belirtti. Fazladan bir istatistik daha vereyim, Nowitzki'nin %90'a tekrardan çıkması için, arka arkaya 53 tane sokması gerek. Son 5 yıldaki rakamları da aşağıda, umarım kısa sürede toparlar.

  • 2006-07    FG: .502    FT: .904
  • 2007-08    FG: .479    FT: .879
  • 2008-09    FG: .479    FT: .890
  • 2009-10    FG: .481    FT: .915
  • 2010-11    FG: .528    FT: .831

21 Kasım 2010 Pazar

Mavericks 98-93 Hawks


Back to back'in ikinci ayağında, Philips Arena'da, Atlanta deplasmanında kazanmayı başardı Dallas. 2 maç arka arkaya kaybettikten sonra önümüzdeki hafta, sert rakiplerle oynayacağı maçlar öncesinden biraz olsun toparlanmış bir görüntü ortaya koydular.

Kısaca dün akşama değinelim. Maçın sonu, açıkçası bir önceki maç olan Bulls maçına benzedi diyebilirim. Maça hızlı başladı aslında Dallas. Maçı hep önde götürdüler. 3. periyotta fark bir ara 20 civarına çıksa da Atlanta farkı eritmesini bildi. Son periyotta maçı 94-93'e getiren Bibby'nin üçlüğünden sonra bu maç da mı gidiyor diye düşünmeye başladım fakat bu kez gülen taraf Mavericks oldu. 

Oyuncu performansları hakkında birkaç şey karalayayım. Nowitzki bugün ritm bulmakta zorlandı. 21 sayıda kaldı. Sezon başından beri eleştirdiğimiz Caron Butler'ın, bugünkü şut tercihleri daha kabul edilebilirdi fakat yine vasatı aşan bir oyun ortaya koyduğunu söylemek güç.

Terry'nin berbat Bulls maçından sonra toparlandığı açık. %60 ile oynayarak 15 sayı, 7 asist yaptı. Özellikle şu sıralar DeShawn Stevenson'ın oyununu beğenmekteyim. Geçen seneye oranla çok daha derli toplu oynadığını söyleyebiliriz. Yaratılan pozisyonlarda, boş şutları değerlendirmesini biliyor, bu da takıma bir tane daha dış tehdit kazandırmış durumda. Bu gece 4-4 saha içi ile oynayarak, 13 sayı kaydetti ve bu sezonki en yüksek sayına ulaşmış oldu. Son olarak da bu gece Marion'dan sezonun ilk double-double'ı geldi.

Kidd-Chandler ikilisini gecenin en iyi hareketlerinde görmek keyif veriyor. Güzel smaçlar izletiyorlar hakkaten, her ne kadar bu gece Clipperslı Blake Griffin tozu dumana katmış olsa da. Önümüzdeki hafta, yazının başında da dediğim gibi sert rakiplerle karşılaşacak Mavericks. Sırasıyla Detroit ile içeride oynadıktan sonra, San Antonio'da sezonun ilk Texas derbisine çıkacak takım, ardından yine Oklohama ile deplasmanda oynadıktan sonra içeride Miami ile haftayı bitirmiş olacağız. Detroit maçı, salı gecesi TSİ 03.30'da.

Maçın Özeti:


20 Kasım 2010 Cumartesi

Bulls 88-83 Mavericks


New Orleans'ı American Airlines Center'da devirdikten sonra, deplasmanda da benzer bir oyunla kaybedeceğini tahmin etmiştim aslında Mavericks'in fakat dün AAC'de Bulls'a karşı kaybedeceklerini aklımın ucundan geçirmiyordum.

2 ileri, 1 geri havası var takımın tıpkı geçen sene olduğu gibi. Şu anki derece 7 galibiyet, 4 mağlubiyet şeklinde ve bu 4 mağlubiyetin 3 tanesinin Dallas'ın kendi evinde gelmesi, geçen seneki sıkıntının aynen devam ettiğinin göstergesi. Çok çerez maçları kaybediyor takım maalesef.

Maça gelelim. İlk önce ribaundlara değineyim. 20 tane hücum ribaundu verdi Dallas. Fazlasıyla kötü bir istatistik. Bulls'taki uzunların Joakim Noah olduğunu düşününce ve bir de üstüne Taj Gibson 18-17 gibi kendisine göre acayip bir istatistik yapınca bu durum kaçınılmaz oldu. Özetle kötüydük oldukça.

Takımda zaten hücum adına çok düzgün bir set olmadığı için, hücumda genelde Nowitzki'nin eline bakıyor Dallas. Her ne kadar bu gece box-score'dan bakıp 36 sayı gayet tatmin edici dursa da (bu sezonki en yüksek sayısı) maçın son 10 dakikasında hiç isabet bulamaması da ilginçti. Bir de bunların üstüne Kidd'in ve bu sene gayet iyi oynayan Terry'nin de bu akşam, son derece kötü oynaması bu tabloyu çıkardı ortaya. Fakat herşeye rağmen, kariyerinin ilk üçlüğünü atan Taj Gibson'ın o şutu girmese, Mavericks bu gece kazanırdı. Terry ve Kidd'in bu performanslarının, bu maçla sınırlı kalacağını düşünüyorum. Toparlanacaklardır muhtemelen. Ancak Caron Butler'ın toparlanmaya pek niyeti yok gibi. Ne zaman ritmli oynayacak merak içerisindeyim. En ufak bir ışık da vermiyor maalesef kontrat yılında olmasına rağmen.

Şu takım Rodrigue Beaubois'yı çok arıyor. Bir an önce dönmeli gerçekten, Barea ile falan olacak iş değil bu çünkü. Back to back'in 2. maçını oynayacak bu akşam Dallas. TSİ 03.00'da Atlanta ile Philips Arena'da.

Maçın Özeti:

17 Kasım 2010 Çarşamba

Hornets 95-98 Mavericks


Cuma akşamı, bayram nedeniyle memleketime döndüğüm için maalesef bütün geceyi yolda geçirdim. Otobüs wireless'ından maçı izleme girişimim olsa da o bağlantıyla biraz stream sorunu yaşayacağım belliydi fakat maçlar açılmadı bile, box-score ile yetinmek zorunda kaldık o akşam. Bu nedenle izlemediğim maçla alakalı yorum yazmak pek istemedim bloga. AAC'de Sixers'a karşı kazanmayı başardı Mavericks, zaten bırakalım da bu kadar kötü bir Philadelphia'yı yensinler.

Neyse gelelim dün geceki maça. 2 önemli sınavı vardı arka arkaya takımın ve ikisi de ligin en formda takımı biri içeride, biri dışarıda olmak üzere New Orleans'laydı. İlk maçı zor da olsa 98-95 kazanmayı başardı takım, ve Hornets'a ilk mağlubiyetlerini tattırmış oldular. 

Bugün Mavericks yerel sitesinde bir yazı okudum şu kısmı çok hoşuma gitmişti, paylaşmak istedim: In the NBA, if you live by the 3-pointer, you die by the 3-pointer. Dünkü maçın özeti belki de buydu. Maça çok iyi başladı Dallas fakat 2. ve 3. çeyreklerde oynanan kötü basketbol, bir anda farkın açılmasına sebep oldu. 4. çeyreğe girerken Rick Carlise bu sezon ilk kez, Kidd, Barea ve Terry'i aynı anda oynattı ve bu hamlenin meyvesi olarak 4. çeyrek 6/9 üçülk isabeti eldi. Gerçekten Dallas maçı son periyottaki, çok kritik yerlerde dış atışlar ve Terry'nin mükkemel performansı ile aldı diyebiliriz. Maçın belki de en kritik üçlüğü skoru Dallas Mavericks lehine 93-90'a getiren Kidd'in üçlüğüydü sanırım. Bu andan sonra New Orleans'ın direncini kırmayı başardı takım.

Terry'e ayrı bir paragraf açayım. İlk yarı da 2/11 saha içi isabetiyle saç baş yoldurtsa da son çeyreğin başında arka arkaya 2 üçlükle takımın kendine gelmesini sağladı ve 2. yarıyı 7/8 saha içi isabetiyle oynayarak bitirdi. Lige en hazır oyuncu olduğunu birkaç kez söylemiştim önceki postlarımda, şu sıralar gerçekten çok formda, belli ki çok iyi bir yaz geçirmiş her yönüyle.

Sıkıntı yok mu takımda? Var tabi ki. En önemli sorun çok kritik yerlerde, takımın ribauntlarda etkisiz kalması. Geçtiğimiz Boston Celtics maçında, maçın kopma anlarında ribauntları toplayamayarak, Celtics'e bir kaç defa şans vermişti Mavericks. Benzer bir olayı da Hornets karşısında yaşadık. Yine son perdede verilen ribauntlar ile Hornets'in eline birden fazla şans verdiler ve yine şans yanındaydı takımın. Bu olayı çözmek gerekiyor ki geçen sezona nazaran, istatistiki olarak, ribaund konusunda takım daha iyi durumda olsa da, bu kritik yerlerde ribaund alamama ileride takımın başını ağrıtabilir. 

Son olarak Caron Butler'ın durumuna değinmek istiyorum. 1 maç kaçıracağı söyleniyordu fakat bu sayı 3 oldu. Ancak önemli birşey yok. Eğer playoff maçı olsa, kesinlikle takımdaki yerini alacağını belirtmiş, sadece tedbir amaçlı bir kaç maç daha kenarda olacak, sonrasında tekrardan döneceğini umuyorum. Belki verdiği bu arada, kafaca da biraz olsun kendini toparlama fırsatını bulabilir. Önümüzdeki maç, bu akşam TSİ 03.00'da Hornets deplasmanında. 

Maçın Özeti:

11 Kasım 2010 Perşembe

Mavericks 106-91 Grizzlies


106 sayıyla, bu sezonki en yüksek sayısına ulaşmış oldu Mavericks, Memphis karşısında. Maçta Caron Butler belindeki problem nedeniyle yoktu. Yerine bu sene ilk kez Shawn Marion starter olarak başladı. Memphis'e kendi evinde rezil bir oyun oynayarak yenilen Dallas, üzerinden çok geçmeden gidip deplasmanda güle oynaya kazanabiliyor. Zaten takım ne kaybediyorsa, bu huyunda kaybediyor.

Oyuncu performanslarına gelelim. Terry ile başlamak istiyorum. Bu adam ne olursa olsun, 6. Adam olacak bu saatten sonra. O kadar belli ki artık bu, Carlisle çok ekstra bir durum olmadıkça benchten getirecektir oyuna. Nowitzki'nin maç içinde bileğinden yaşadığı sakatlıktan sonra Terry sorumluluğu eline geçirdi ve 11-16 isabetle, 25 sayı göderdi Memphis potasına. Bir de şöyle bir istatistik vereyim, bu sezonki üçlük yüzdesi 7 maç sonunda %52. Sezon başlamadan önce de en hazır isimlerden birinin Terry olduğunu söylemiştim, gerçekten çok iyi başladı ve gidiyor.

Uzunlara gelelim. Nowitzki oynadığım en iyi uzun combosu dedi Chandler ve Haywood ikilisine. Gerçekten öyle. Benim de Dallas'ta izlediğim en iyi uzun combosu açık ara. Chandler öyle bir oyun oynuyor ki. Her gece 2-3 alley-oop izletiyor bizlere ve uykumuzu açıyor gecenin bir vakti. Bu isteğinde ve performansının altında Kidd ile dokuların uyuşmasının yanında, biten kontratın etkisi olsa da gerçeken pota altında hem savunmada hem de Kidd ile beraber hücumda iyi bir pota altı tehditi. Özellikle 3. periyotta Kidd ve Chandler ikilisinin performansı ile maçın düğümü çözüldü ve fark giderik açıldı. Haywood'a gelelim, Carlisle sezon başında Haywood'un ilk 5'te başlayacağını açıklamıştı fakat arlarında ne geçti, ne konuştular ya da nasıl bir taktik izlediler tam olarak bilmiyoruz ama Haywood sezon başından beri benchten geliyor. Katkısı da tatmin edici gayet, sorun yok şimdilik.

Ek olarak Carlisle'ın şu anlık DeShawn Stevenson hamlesi tuttu gibi. İlk 5'e yerleşince, takımdaki rotasyon ve oyun biraz daha oturdu. O da oynadığı süre zarfında, dış tehdit olarak üzerine düşeni yaptı şu ana kadar fakat bu nedenden dolayı Dominique Jones'un süreleri azaldı. Son olarak da çok etkili olamasalarda, maç içinde Nowitzki'nin bileğini burkup, ekstradan benchte oturduğu dakikalarda Steve Novak ve Ian Mahinmi de ilk kez oynama fırsatı buldular bu sezon. 

Şimdilik işler yolunda gibi. Önümüzdeki maç, cuma akşamı American Airlines Center'da, TSİ 03.30'da Philadephia, ondan sonra da arka arkaya, içeride ve dışarıda formda Hornets ile.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Celtics 87-89 Mavericks


Bir önceki Denver ile içeride oynanan maçı izleyemediğim için maçla alakalı çok fazla yazıp, çizmek istemedim fakat gerçekten kötü oynayıp, geçen seneki deplasmanlarda maç kazanıp, American Airlines Center'da hiç de hesapta olmayan maçları kaybetme alışkanlığını Memphis maçından sonra Denver karşısında da gösterdi Mavericks.

Colorado'da oynanan Denver maçından sonra Barea'nın, sürelerinin biraz azaltılıp, DeShawn Stevenson'ın rotasyona sokulup, şans verilebileceğini, en azından bir şeyler denenenebileceğini belirtmiştim. Rick Carlisle sesimi duydu herhalde, ilk 5'e yerleştirdi Boston maçından Stevenson'ı. Böylece Terry de daha faydalı olduğu, 6. Adam rolüne tekrardan geçti. 

Boston galibiyetinin geleceğine açıkçası pek ihtimal vermiyordum. Denver maçında oynanan oyun ya da AAC'de kaybedilen maçlar bunda etkiliydi fakat son saniyeleri heyecan içinde geçen maçı 89-87 kazanmayı başardı Dallas. Biraz oyuncu performanslarına değinelim. Chandler'ın Dallas'a geldiğinden beri en efektif oyunu herhalde Boston karşısında oynadı. 33 dakika sahada kalıp 5-5 saha içiyle 12 sayı, 13 ribaunt, 2 blok yaptı fakat istatistikten daha da önemlisi içerideki patlayıcılığı ve iştahıydı bence.

Bunların yanında Caron Butler'ın ise tutuk oyunu devam etmekte. Yine etkili değildi Boston karşısında. Bu akşam oynanacak maçta da takımdaki yerini alamayacak belindeki problem nedeniyle. Okuduklarıma göre çok önemli bir sorun değilmiş, sadece tedbir amaçlı olamayacağı söyleniyor bu akşam Butler'ın. Önümüzdeki maç bu akşam, TSİ 03.00'da deplasmanda Grizzlies ile.

Not: Nowitzki her sene olduğu gibi sezona uzun saçlarla girip, kısa saçlara döndü. Bu kadar uzun saç gitmiyor sana, bak ne güzel oldu böyle, anla artık şunu. :)

4 Kasım 2010 Perşembe

Biz Bize Benzeriz


Rick Carlisle - Jim Carrey

Mavericks 102-101 Nuggets


Dallas Mavericks, rakımı 1.609 km olan Colorado deplasmanından 3 puanla dönüyor. 102-101'lik alınan galibiyet önemli gerçekten fakat takımda şu an itibariyle 2 tane büyük sorun var.

Birincisi, JJ. Barea sezona felaket başladı desek yeridir sanırım. Kidd'in 2. çeyrekte kenara gelmesinin ardından, Barea oyunca girince takımın bütün dişlileri bozuluyor açık şekilde. Barea eski görüntüsünden çok uzak. Oyunu iyi kuramıyor ve 2. çeyrekte Dallas çok savruk oynamaya başlıyor. Bir de yaptığı top kayıpları ile bolca transition yiyor takım bu da tüm ritme sekte vurmakta. Açıkçası şu an Carlisle'ın da yapacağı çok fazla birşey yok bana göre. 38'ine gelmiş Kidd'i ekonomik kullanmak istiyor ve öyle de olması lazım sezon sonunda diri kalabilmesi için. Bu nedenle Barea'nın süreleri ister istemez artıyor. Şu an Beaubois'yı fazlasıyla aradığımı söyleyebilirim fakat onun da dönüşünün Aralık ayını bulacağı söyleniyor. Carlisle, belki eskiden olduğu gibi Terry'i oyun içinde PG'ye çekebilir, DeShawn Stevenson'a şans tanıyabilir kısa bir süre rotasyonda yani bir şeyler yapması gerekli, Barea şu an çok formsuz çünkü.

İkinci sorun ise, Mavericks'in senelerdir kanayan yarası Nowitzki'nin yanına tam olarak bir supporter bulamaması. Nowitzki yine tek başına aldı bugün maçı. Biraz da Terry destek oldu ona sadece o kadar. Fakat  bu rol için Caron Butler esas biçilmiş kaftan olsa da, Dallas'a geldiğinden beri gerçek oyununu izleyemedik henüz. Geçen sezon ortasında geldiğinde, rolüne uyum süreci ve 2 numarada oynamaya alışkın olmadığı için tutukluğunu çok kafaya takmasam da, bu sezon 3 numaraya geçmesine rağmen hala o patlamayı yapamadı. All-Star olan Butler ile dağlar kadar fark şimdiki haliyle ki bu sene kontrat senesi, daha agresif ve istekli olmasını bekliyorum.

İlk 3 maçta rakiplerini %40'ın altında tutan Dallas, bu akşam yine iyi seviyede savunma yaptı denebilir Denver'ın %46 ile atmasına rağmen. Özellikle Chandler ve Haywood gibi 2 pivot olunca çok daha rahat oluyor takım savunmada. Chandler demişken, Raef LaFrentz, Shawn Bradley, Calvin Booth ve Erick Dampier'dan sonra, içeride agresif, Kidd'le hemen hemen her maç alley-oop yapan bir pivot görünce, mutlu oluyor insan.

Galibiyet güzel. Yalnız herşey rağmen Denver'ın da Nene, Kenyon Martin ve Chris Andersen'den yoksun olduğunu belirtmek gerek, bu galibiyet önemli olsa da, uzunsuz bir Nuggets vardı Dallas karşısında. Takımdaki durum böyle şimdilik. Dört gözle Beaubois'yı bekliyorum, o geldiğinde eminim çok daha iyi bir Mavericks izleyeceğiz. Caron Butler'ın da daha fazla sorumluluk alması gerekli. Aynı savunmaya da devam. Sıradaki maç, cumartesi gecesi yine Denver ile fakat bu kez American Airlines Center'da.

Maçın Özeti:

1 Kasım 2010 Pazartesi

Mavericks 99-83 Clippers


Uykusuz kalmadan, insanın tuttuğu takımının maçını izlemek gerçekten çok güzel. Bizim saatimize göre 21.30'da başlayan karşılaşmayı Mavericks 16 sayı farkla kazanmayı başardı. Açıkçası Memphis maçından sonra, bir kayıp da burada yaşar mı diye düşünmeye başladım Dallas'ın. Sezona mükemmel giriş yapan, Blake Griffin'in sakatlık çıkartabileceğini düşünüyordum, fakat korktuğum olmadı neyse ki.

Öyle öne çıkan bir oyuncusu yoktu dün Dallas'ın. Fakat şu bir gerçek ki, Kidd ve Nowitzki kenara geldiğinde, bu takımın neredeyse hücum opsiyonlarının %90'ı gidiyor. Geçen maç yazısında da yazdığım gibi Barea şu an için eski görüntüsünden çok uzak ve o varken çok savruk oynuyor takım. Dünkü maçta yine farkla öne geçilmesine rağmen, o fark anında eridi Nowitzki'nin kenarda olduğu dakikalarda. Brendan Haywood'un hücum ribauntlarında etkili olması nedeniyle, maça tutunabildi diyebiliriz Mavericks için. Bir de buna ek olarak senelerdir serbest atış yüzdesi en iyi olan takım, 3 maç sonunda 20-29 ile %71 ile atıyor. Burada önemli bir sıkıntı var. Nowitzki bile %80'in altına düştü. Bunun da tez zamanda toparlanması gerekiyor.

Hücumda çok iyi değilken, üst üste 3. rakibide %40'ın altında saha içi yüzdesinde tutmak da savunmanın iyi yolda olduğunun ve her geçen gün oturduğunun göstergesi. Önemli olan bu savunmayı yapmaya devam etmesi takımın. 

Blake Griffin'e de biraz değineyim. Gerçekten harika bir adam. Fakat tecrübesiz şu an, ki bu da çok normal. Biraz daha tecrübesi olsaydı, Dallas'ın başına çok daha fazla iş açabilirdi. 4-15 saha içinde yüzdesinde kaldı. Ayrıca pota altındayken ayağı genelde hep saha çizgisinde olması onun ne kadar tecrübesiz olduğuna çok net bir kanıt fakat biraz daha oynadıktan sonra, ligin en iyi 4 numaralarından biri olacaktır kuşkusuz.

Ben açıkçası Beaubois'yı arıyorum şu an için. Potaya giden, Barea'ya nazaran daha güvenilir bir eli ve çok daha atletik olan bir ismi her zaman daha fazla tercih ederim. O da döndüğünde, takımın guard rotasyonu daha da rahatlayacak. Şu an hala iyi top oynamıyor takım. Seviyesine göre nispeten kolay takımlarla oynadı Mavericks. Esas sınavlarını önümüzdeki 2 maç verecekler. Art arda içerde ve dışarda Denver maçları var. Bu 2 maç gerçekten çok önemli. 

Son olarak, dün akşam Kidd'in muhteşem buzzer'ı ile yazıyı sonlandırayım.

Grizzlies 91-90 Mavericks

Yine tipik bir Dallas Mavericks'in maç kaybetmesini izledik. İlk yarıda güzel oyun, açılan fark fakat 2. yarıda saçma sapan şut seçimleri ve top kayıpları yaptı takım. Bir de öyle bir top savunması yaptı ki Mavericks, evlere şenlik. İlk önce Terry'nin hatasından giden 4 saniye, ardından Kidd'in yanlış pas seçimi 6 saniye kala Dallas'ın son topu kullanmasını sağlayamadı. Geçen hafta 0.4 saniye kala sayıyı bulup maçı kazanan Mavericks, dün son topu kullanamadan yenilen de Mavericks.

Çok iyi top oynamıyor daha takım. Özellikle Kidd'i çok yormamak daha fazla kenarda tutan Carlisle, Barea'ya daha fazla süre veriyor fakat onun da daha hazır olmadığı açık. Ki bu adam yazın Dünya Şampiyonası'nda da oynadı. Beaubois dönene kadar Kidd bana göre sahada daha fazla kalmalı. Ek olarak Nowitzki'nin serbest atış serisi 82'de kaldı. Onu belirteyim, rekoru kıramadı. Şimdilik durum böyle, içeride kazanması gereken maçı kazanamadı Dallas. Geçen sezon evinde basit kayıp yapan takım, bu alışkanlığını şimdilik devam ettiriyor. Önümüzdeki maç Pazar günü, gayet insancıl bir saatte. TSİ 21.30'da Clippers deplasmanındalar.

29 Ekim 2010 Cuma

Bobcats 86-101 Mavericks

Evet, sezon yaklaşmışken blogu boşladım, sezon başladı blogu boşlamaya hala devam ediyorum. Okul bastırdıkça bastırıyor, zaman çok kısıtlı. Oyuncuları tanıtma işi yarıda kaldı bunun da farkındayım. (Gerçi zaten ne kadar okuyanımız var, orası da meçhul.) Ama, zaten bir zahmet Nowitzki, Terry, Butler, Kidd'i falan bilin diyerek, kendimi hemen temize çıkartayım, eheh. Şaka bir yana sezon başladı, maçları gününe gününe değerlendirmeye çalışacağım. Bir gün geç kalsak da Bobcats maçı ile başlıyoruz.

Sezonu Charlotte Bobcats maçı ile açtı Mavericks. İlk maçta kazanmak çok güzel, iyi bir başlangıç her zaman iyidir. Maça da fırtına gibi girdi diyebiliriz Mavericks için. 16-0 başlayan ilk çeyrek, 21-8 seri ile biterek 24-21 bitti. Benim için sürpriz olan ise Chandler'ın ilk 5 çıkması oldu. Bütün yaz, Haywood'un ilk 5 çıkacağını okusak da Chandler'ın başlamasına şaşırdım. Takımın ilk 5'i, Kidd-Terry-Butler-Nowitzki-Chandler şeklindeydi. Özellikle Terry, bir süre daha çıkacak ilk 5'te gibi duruyor şu an için, Beaubois döndükten sonra, esas görevi netleşir bence, benche de kayabilir ileride.

Maçta öne çıkanlara gelelim. En baştan Kidd'e ayrı bir paragraf açmak lazım sanırım. 18 asist yaptı 30 dakikada, 38 yaşındaki Kidd. Her maçından sonra daha da saygım artıyor.. Bunların yanında, Nowitzki de serbest atış yüzdesi gibi, saha içinden 11-13 atınca, sadece 13 şutta 28 sayıya ulaştı. Ayrıca, en son 2006-2007 sezonuna double-double yaparak başlayan Dirk, Bobcats maçında 13 ribaunt çekerek sezona double-double ile başladı. Bir de arka arkaya 78. serbest atışını sokarak, NBA tarihinde 4. sıraya çıktı. Rekor ise 97. Bunu da geçip geçemeyeceğini, yaklaşık olarak 3 maça sonra anlayacağız gibi duruyor şu an için. Terry ise en hazır isim gibi. 22 sayıyla başladı sezona. Geçen sezonki istikrarsızlığını, umarım bu sezon görmeyiz.

Nowitzki'nin yanında hep 2. bir sağlam el olmamasından dert yandık senelerce. O isim Caron Butler olmasına rağmen, geldiğinden beri o All-Star yıllarındaki performansını aratıyor, onun eskisi gibi oynaması Mavericks'i kuşkusuz bir kaç gömlek yukarı taşıyacaktır. Chandler 8-8 yaptı fena değil ama ribaunt, çift hanelerde gezinmeli. Haywood ile süreleri paylaştıkları için, Haywood'un geçen seneleri rakamları yakalaması zor gibi. Aldığı dakikaya göre, çektiği ribaunt iyi olsun, yeterli zaten. Her şeye rağmen güzel başladı Dallas fakat daha hazır değiller. Biraz daha zamana ihtiyaçları var şimdilik. Sıradaki maç, bu akşam Memphis ile American Airlines Center'da.

15 Ekim 2010 Cuma

Oyuncuları Tanıyalım: Tyson Chandler

Serinin bundan sonraki oyuncularını biraz daha yüzeysel geçeceğim. Zaten NBA'i kıyısından, köşesinden takip edenler, yazılacak diğer isimleri de biliyorlar. Tyson Chandler, 1982 Hanford, California doğumlu. Liseyi Compton'da, Domingez Lisesi'nde okuduktan sonra 2001 NBA Drafti'ne girmeye karar vermişti ve Los Angeles Clippers tarafında ilk tur, 2. sıradan seçilmişti.

Draft ve NBA kariyerine birazdan değineceğim. Tyson Chandler özelliklerini sıralayalım biraz. Chandler 2.16 boyunda ve 107 kilo civarında. En önemli özellikleri tabii ki mükemmel atletikliği, blok yeteneği ve ribauntları. Fakat onun da maalesef diğer Mavericks pivotları gibi hücum gücü pek yüksek değil. Ama Kidd ile oynayacağı için bol bol alley-oop izlettirir bize. Diğer eksileri ise sakatlık problemleri ve fazla faul yapması diyebiliriz.

Chandler, yukarıda da yazdığım gibi Clippers tarafından draft edildikten hemen sonra, Elton Brand karşılığında Chicago Bulls'a draft edilmişti. NBA'de 10. yılına başlayacak oyuncu, kariyeri boyunca Bulls, Hornets ve Bobcats formaları giydi. Çıktığı 588 maçta, 8.1 sayı, 8.8 ribaunt ve 1.4 blok ortalamaları yakaladı. Geçtiğimiz offseasonda da Erick Dampier'ın 13 milyon $'lık biten kontratı, Eduardo Najera ve Matt Carroll karşılığında, Alexis Ajinca ile beraber Dallas'a gelmişti. 

Peki Chandler ne katar Dallas Mavericks'e? Öncelikle Chandler'ın kontrat durumuna bakalım. 12.7 milyon $ alacak bu sezon ve önümüzdeki yaz restricted FA olacak. 29 yaşında olduğunu düşündüğümüzde alacağı son uzun kontrat olacak. Bu nedenle çok istekli, çok hırslı bir Chandler izleriz gibi geliyor bana bu sezon. Bir de takıma gelmesiyle beraber, Dallas'ı takip ettiğimden beri ilk defa bu kadar derin ve opsiyonlu bir pivot rotasyonu oluştu takımın. Şöyle ki, Carlisle'ın açıklamalarına göre benchten gelecek Chandler ve süreleri Haywood ile paylaşacaklar. Haywood ve Chandler'lı pota altı hücum konusunda çok fazla bir şey vermese de işin savunma yönünde yeterli katkıyı fazlasıyla verecektir bana göre. Zamanında Dallas'ın, Shawn Bradleyler, Calvin Boothlar, Raef LaFrentzler ile oynadığını göz önüne getirdiğimizde, büyük nimet gereçekten. Geçen sezon Dallas'ın NBA genelinde 41.3 ribaunt ortalamasıyla 17. sırada olduğunu da düşünürsek, bu noktada çok önemli bir role sahip bence Chandler. Şu anki en önemli soru, sezon içinde sağlam kalıp kalmayacağı. Sakatlık problemi çok yaşadı son senelerde ve eğer gerçekten çok sıkıntılı bir sezon geçirmezse ben beklenenden çok daha fazla yararlı olabileceğini düşünüyorum. Oyun ve istatistik bazında en iyi yıllarını Chris Paul ile geçirdi Chandler. Burada da Kidd var, neden double-double ortalamalar yakalanmasın bir kez daha? 

11 Ekim 2010 Pazartesi

Oyuncuları Tanıyalım: DeShawn Stevenson

Neredeyse ortaladık seriyi. DeShawn Stevenson ile devam edelim. Aslında Stevenson çok sevdiğim bir oyuncu, hele NBA Live ya da NBA 2K gibi oyunlar oynuyorsanız, kesinlikle kadronuzda bulunması gereken bir türden adamdır. Biraz Stevenson'ın çocukluk dönemine değinelim çünkü sıkıntılı bir çocukluk çağı geçirmiş. DeShawn Nisan, 1981, Fresno-California doğumlu. Annesi ve babası hiç evlenemeyen Stevenson'ın doğduktan 1 yıl sonra babası Darrly, iddiaya göre kardeşine kasap bıçağı ile saldırmış ve  2 ay Fresno County Akıl Hastanesi'nde tedavi gördükten sonra, mahkeme kararı ile oğlunun tüm bakım sorumluluklarını üzerine alacağına dair kararı imzalamış. Fakat daha sonra da rahat durmadığından, akıl sağlığının yerinde olmadığı anlaşılmış ve paranoyak şizofreni teşhisi konulmuş. 1993 yılında Darrly Stevenson kendi annesini öldürdükten sonra hapse düşmüş ve 1999 yılında akciğer kanserinden ölmüş ve göğsünde tek kelimelik bir dövme varmış, DeShawn...

Daha sonra üvey anne ve babası ile yaşamaya başlayan DeShawn, Kansas'ta koleje gitmeyi düşünse de Washington Union Lisesi'nden drafte girmeyi karar vermiş. 1.96 boyunda ve 99 kiloda olan Stevenson'ın oyun anlamında iyi sayılabilecek bir dış savunma oyuncusu olduğunu söyleyebiliriz. Ama en önemli özelliği ise atletikliği desek daha doğru olur sanıyorum. Hücum anlamında ise pek yeterli seviyede değil. 2000 Draft'i, ilk tur, 23. sıra Utah Jazz tarafından draft edilmişti Stevenson. 11 yıllık NBA kariyeri boyunca, Utah, Orlando ve Washington formalarını giydikten sonra, geçtiğimiz sezon ortasında Caron Butler, Brendan Haywood ile beraber Dallas'a gelmişti. NBA kariyeri boyunca, 645 maça çıkıp, 7.9 sayı, 2.3 ribaunt ve 1.8 asist ortalamaları yakaladı.

Orlando'da 9, Washington'da 2 numarayı giydiği için, Dallas'ta da bunların birleşimi olan 92 numarayı giymeyi tercih eden Stevenson'ın 4.1 milyon $'lık kontratı bu sezon sonunda bitecek. 29 yaşında olduğunu düşününce alacağı adam gibi son kontrat olacaktır . Dallas'ın Kidd, Terry, Beaubois, Barea rotasyonunda fazla süre bulmasını şu anlık beklememiz zor fakat şans bulduğunda da mutlaka iyi değerlendirmek için ekstra motivasyon ile oynayacaktır bu nedenden ötürü. Fakat her şeye rağmen iyi bir dış savunma alternatifi diyebiliriz. Kadroda olmasında fayda var. 

Mavericks 90-98 Suns




Birçok spor açık havada yapılmasına rağmen, resmi bir basketbol maçının açık havada yapıldığına pek şahit olmamışızdır herhalde. Dün oynanan ve Dallas'ın, Phoenix'e 98-90 kaybettiği kaybettiği maç işte burada oynandı. İlginç bir maçtı gerçekten. Hazırlık maçları pek önemli değil, eksikleri görmek lazım diyerek bu maçı da geçelim şimdilik. Zaten gerçek rotasyonl falan da oynanmıyor maçlar. Yaklaşık 2 hafta kaldı NBA'in başlamasına şaka maka, iyice şenlenir blog zaten. Ayrıca, geçen gün antrenmanda bayılan ve hastaneye kaldırılan Rick Carlisle'a da geçmiş olsun diyelim buradan, neyse ki önemli bir şeyi yokmuş.

8 Ekim 2010 Cuma

Bulls 83-88 Mavericks


Dallas Mavericks 2. hazırlık maçında, Chicago Bulls'u, American Airlines Center'da 88-83 mağlup etmeyi başardı. Nowitzki'nin 30 sayı, 10 ribaunt çekmesi, yavaştan form tuttuğunun göstergesi. Bu maça ilk beşte başlayan Dominique Jones'tan her seferinden umutlu olduğumu söylüyorum. Zamanla daha da forma şansı bulacaktır. Ian Mahinmi'nin 12 dakikada 9 ribaunt çektiğini de yazıya iliştirelim. Ribaunt demişken, bu sene de ligin en iyi ribaunt çeken takımlarından olacak yine Mavericks. Wizards maçında 46, bu maçta da 54 ribaunt alınması gayet tatmin edici. Zaten bu kadar uzun bir beş ve kadro varken aksini düşünmek de pek mantıklı değil. Takım yavaş yavaş hazır hale geliyor. Şu an için lige en hazır oyuncular Butler, Nowitzki ve Terry gibi. Diğerlerinin biraz daha zamana ihtiyacı var.

video

6 Ekim 2010 Çarşamba

Wizards 97-94 Mavericks

Hazırlık maçları başlamış durumda. İlk maçı dün kendi sahasında Washington Wizard ile yaptı Mavericks. Lester Hudson'ın bitime, 2.5 saniye kala attığı üçlükle kaybetti Dallas. Hazırlık maçları pek önemli değil diyelim, klişe bir tabirle. Zaten rotasyonda hemen hemen herkese şans vermeye çalıştı Rick Carlisle.

Öne çıkan oyunculardan biri Terry'di bugün. Özellikle işin savunma yönünde gayretli olduğunu vurgulamamız gerek. Geçen sene bu takımın en büyük zaaflarından biri de dış alan savunmasıydı. Ayrıca Dominique Jones'tan da umutluyum bu konuda. Takımın uzun rotasyonu ise bence ileride daha da yukarı seviyelere gelecek. Bu akşam onun sinyalleri veriliyor gibiydi.

Aslında şu an için önemli olan takımın durumunu görebilmek ve hazırlık kampına davet edilen oyunculardan, kadroyu 15'e düşürürken kimlerin kalıp, kimlerin gideceğine karar vermek. Yenilgi ile başlandı fakat çok da mühim değil şimdilik.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Oyuncuları Tanıyalım: Ian Mahinmi


Seriye Ian Mahinmi ile devam ediyoruz. Jamaika asıllı oyuncu, 1986, Rouen, Fransa doğumlu. Mahinmi küçükken, kardeşi ile beraber futbola merak saldıktan sonra basketbol oynamaya karar vermiş, aynı zamanda okul çağında bir süre de voleybol oynamış. 

2.11 boyunda ve yaklaşık 105 kilo civarında olan Mahinmi'nin, en önemli özelliği olarak içerideki sertliği ve atletikliğini gösterebiliriz. Ayrıca uzun kollara sahip ve iyi denebilecek bir ribauntçı fakat en önemli eksiliği hücumda pek etkili olamaması. Jamaikalı oyuncu 2004 yılında 18 yaş altı Avrupa Şampiyonası'nda dikkatleri üzerine çekmişti ilk kez. Hatta, radarına girdiği isimlerin arasında da şimdi Thunder GM'i, o zamanki San Antonio Spurs scoutu Sam Presti de vardı.  Fransa Milli Takımı'nda oynadıktan sonra, ilk ciddi kontratını STB La Havre takımı ile yaptı. Burada bir sezon oynadıktan sonra, NBA'in yolunu tuttu ve Avrupa'ya dönüş yaparak, 2006 yılında Pau Orthez ile kontrat yapan Ian, o sezon takımın Fransa Kupası'nı kazanmasına yardımcı olmuştu. 

NBA kariyerine değinelim biraz da Mahinmi'nin. Sam Presti'nin ilgisini çektiğini yukarıda da belirtmiştim ve 2005 yazında ilk tur 28. sıradan draft edildi San Antonio Spurs tarafından. Aslında Spurs'ün bu tercihi, şaşkınlıkla karşılandı biraz da nedeni ise 128 kişilik draft rehberinde isminin yazmıyor olması. David Robinson'ın emekli olmasından sonra, içeride big man vasıflı bir oyuncunun olamaması aslında böyle bir geleceğe yönelik tercihe itmişti Spurs'ü. Zaten draft olduktan sonra tekrardan Fransa'ya döndü hemen. 2007 yılında NBA'e tam olarak attı Jamaika'lı fakat fazla forma şansı bulamadı. NBA kariyerinde sadece 2 sezonda 32 maç oynadı ve ortalama 5.9 dakikada 3.8 sayı, 1.8 ribaunt ortalamaları yakaladı. Geçtiğimiz sezon da Dallas Mavericks'in, San Antonio Spurs'e 4-2 elendiği 2010 Playoffları'nda, 2 maçta forma şansı bulmuştu.

13 Temmuz günü 2 yıllık anlaşma imzaladı Mavericks ile ve takımın capini etkilemeyecek, kontratı bulunmakta. Bu sezon, 760.000 $, seneye de 885.000 $ civarında bir meblağ karşılığında oynayacak. Takımda oynayabilmek için, önünde Haywood ve Chandler gibi iki isim bulunmakta şu an için ve ilk etapta süre bulması zor olacaktır. Yeri geldiğinde, 4 numara da oynayabilmesi belki şansını biraz daha arttırabilir fakat pek olası gözükmüyor şimdilik. Mutlaka şans gelecektir ve şans geldiğinde de çok iyi değerlendirmek zorunda. Takımdaki rakibi Alexis Ajinca başlangıç olarak ve  onunla beraber takımın 3. pivotu olmak için rekabet edecekler.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Medya Günü

Bugün takımın medyaya tanıtımı yapılacak ve yarın da hazırlık kampı başlıyor. Ardından da hazırlık maçları seyredecek. Yeni sezon yavaş yavaş yaklaşıyor, biraz daha sabır sadece.

Steve Novak ve Hazırlık Kampı

Tim Thomas'ın takımdan tekrardan ayrılması ile beraber gelmesi olası ve mantıklı olan isimleri yazmıştım daha önce. Aynen dediğim gibi Dirk Nowitzki stilinde bir 4 numara olan Steve Novak ile kontrat imzalandı fakat şu an için detayları hakkında bir açıklama gelmedi klüpten. 

Ayrıca, hazırlık kampı süreci de başlıyor. Takımın kamp kadrosu açıklanmış durumda. 14 kişilik garanti kontrata sahip oyuncusu var Dallas Mavericks'in ve 1 oyuncu daha eklenecek bu kadroya. Hazırlık kampına, Brian Cardinal, Adam Haluska ve Dee Brown davet edilmiş. Bu 3 oyuncu, Mavericks'in 15. ve son parçası olabilmek için hazırlık kampında ter dökecekler. 

24 Eylül 2010 Cuma

Oyuncuları Tanıyalım: Brendan Haywood

Şu ana kadar, Dallas Mavericks tarihinde gerçekten pivot pozisyonuna yakışan belki de tek oyuncu Brendan Haywood. Calvin Booth, Shawn Bradley, Raef LaFrentz gibi enteresan pivotların yolu düşse de Dallas Mavericks'e, bu pozisyona en fit isim Haywood'dur büyük ihtimal. Brendan Haywood, 1979, New York doğumlu. Kolej kariyeri, Antawn Jamison, Vince Carter ile aynı dönemde, nice yıldızlar yetiştirmiş North Carolina Üniversitesi'nde geçti.

Haywood'un, NBA standartlarında vasatın üzerinde bir pivot olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 2.13 boyunda ve 119 kilo civarında olması  bir pivot için iyi ölçüler. Oyun içinde skorerlik açısından çok etkili bir pivot değil. Takım iyi bir oyun kurucuya sahipse, hücum anlamında daha verimli olabilir. Takımda Jason Kidd gibi bir şef olduğu için de çok önemli bir mesele değil. En etkili olduğu nokta ribaund ve bloklar. 2009 yılına kadar, blok ortalaması maç başına en fazla 1.7 olan bir oyuncunun, özellikle son 2 yıldır blok ortalaması hep 2'nin üzerinde seyretmesi, bu konuda kendini geliştirdiği gösteriyor rahatlıkla. Gününde olduğu zaman, orta mesafe şutu tehdit olabilecek seviyede diyebiliriz fakat güvenilecek bir el değil maalesef, serbest atış çizgisinin gerisinden de Dampier'dan iyi durumda olsa da kariyeri boyunca %61'lik oran pek iyi bir istatistik değil fakat çok da rezalet değil bir pivot için. 

Haywood, 2001'de profosyonel olmaya karar verip, o yaz NBA Draft'ine girdi ve ilk tur 20. sıradan Cleveland Caavaliers tarfından seçildi. Seçildikten hemen sonra, Michael Doleac karşılığında Orlando'ya, oradan da Laron Profit ve draft hakkı karşılığında Washington Wizards'a takas edildi. Kariyerinin 10. sezonuna başlayacak bu sene ve kariyerinde şu ana kadar çıktığı 607 maçta, 7.7 sayı, 6.4 ribaunt ve 1.5 blok ortalamaları yakaladı.  Haywood'un Dallas'a gelişine değinelim biraz da. Geçen sezon All-Star arasına gelmişken, takımın iyiden iyiye düşüşe geçmesi, bir takasın gerekliliği sinyalini vermişti ve Mavericks; Josh Howard, Quintonn Ross, Drew Gooden ve James Singleton'a karşılık Caron Butler, Brendan Haywood ve DeShawn Stevenson'ı kadrosuna katmıştı. 

Haywood bu yaz başında, 6 yıllık 55 milyon $'lık bir kontrat imzaladı Mavericks ile. İlk bakışta çok büyük gibi bir miktar gibi dursa da, durum o kadar vahim değil. Bu sezon 6.9 milyon $'dan başlıyor kontrat ve her sezon %10.5'lik zamla 5 yıl, toplam 42.5 milyon $'lık garanti kontrat alacak. Son yılki kontrat ise garanti olmayan, 12 milyon$. O sezon 37 yaşına geleceğini düşününce, şartları karşılayıp karşılamadığını hep beraber göreceğiz. Fakat şöyle bir gerçek var ki, son sezonunda 6 milyon $ kazanan şöyle bir pivotun, şu piyasada daha ne kadar ucuza kapayabilirdi Dallas Mavericks tartışılır. Zamanında Erick Dampier'a 6 yıllık, 73 milyon $ veren Mark Cuban, hatalarından ders almışa benziyor. Aslında, geçtiğimiz sezon, Haywood'un kariyerindeki istatistikleri, kontrat sezonunda ve alacağı son büyük kontrat olduğunu da göz önünde bulundurulduğunda iyice tavan yaptı diye düşünülebilir fakat bu değil ki bu sezon yatacağı anlamına gelsin. Ben Haywood'un, Dampier kadar karaktersiz biri olduğunu düşünmüyorum, elinden geleni yapacaktır yine.

Haywood bu sezon kaç dakika alabilir kestirmek zor açıkçası. İlk beş başlayacağı konuşuluyor ve bence olması gereken de o. Arkasında Tyson Chandler gibi bir uzun olduğunu da düşününce, muhtemelen dakikaları yarı yarıya gibi paylaşacaklardır. Ribaunt ortlamaları alacağı dakikaya göre şekillenir ve 25 dakika civarı alırsa, geçen seneye oranla kesin düşecektir. Aldığı sürelere oranla, ribaunt ve blok ortalamaları tatmin edici olsun kabulümdür. Sayı bakımından çok büyük bir beklentimiz de yok zaten, Kidd'in içeriyi beslemesiyle içeriden skor üretecektir, o da yeter zaten. 

22 Eylül 2010 Çarşamba

Oyuncuları Tanıyalım: Rodrigue Beaubois

Dallas Mavericks tarihinin herhalde en başarılı, en iyi çaylaklarından biri oldu Rodrigue Beaubois ya da nam-ı diğer Roddy Beaubois şu ana kadar. İsmi, yazıldığının aksine çok aksine bir şekilde "Boubua" diye okunmakta, çevremde insanlar çok değişik şekilde okuyabiliyorlar, yeri gelmişken onu da belirteyim dedim. Beaubois, 24 Şubat 1988, Fransa, Pointe-à-Pitre, Guadeloupe doğumlu. NBA oyuncularından Fransız Mickael Pietrus'un sponsor olduğu Guadeloupe'deki bir basketbol kampında yıldızı parlamış. Önünün açılmasında Pietrus'a minnettardır herhalde kuşkusuz. 

Profosyonel kariyerine 2006 yılında, Erman Kunter'in çalıştırdığı Cholet Basket'te başlayan Beaubois, 2009 NBA Draft'inde 1. tur, 25. sıradan Oklahoma City Thunder tarafından seçildi. Ancak seçildiği akşam, 2. tur draftı ve B.J. Mullens karşılığında Dallas Mavericks'e takas oldu. Roddy, 1.83 boyunda ve 77 kiloda. Müthiş atlet olması ve deliciliği, onu Dallas'ta bu konudaki ender oyunculardan yapıyor. Ek olarak, mükemmel hızı ve kendi şutunu yaratabilmesi onu daha da tehlikeli hale getiriyor. Geçtiğimiz sezon, belki de verilen her şansı harika kullandı desek yeridir. Elinden gelenin en iyisini yaptı. 27 Mart 2010 akşamı, Golden State'e karşı attığı 40 sayı ve bulduğu 9-11 üçlük isabetiyle, bir anda dikkatleri üzerine çekmişti.

2010 yazındaki basketbol sporu olarak hedefim Rodrigo Beaubois'nın yaz ligi maçlarını ve Dünya Şampiyonası'nı izlemekti fakat olmadı. Beaubois'nın daha yaz başında ayağının kırılması, oyununu bir kaç kademe daha yukarı taşıyabileceği dönemde hem onun hem de Dallas Mavericks için büyük şanssızlıktı. Ameliyatından sonra ayağına platin takıldı ve hala o platin duruyor ayrıca Fransa Milli Takımı ile Dünya Şampiyonası'nı da kaçırdı tabii bununla beraber,  onu çıplak gözle izleme fırsatını da kaçırdık haliyle. 

Beaubois'nın çaylak kontratı devam etmekte. Bu sene 1.15 milyon $ alıyor ve önümüzdeki 2 sene takım opsiyonu bulunmakta. Gayet ucuz bir paraya, çok yetenekli ve gelecek vaadeden bir oyuncu var şu an elinde Mavericks'in. Bu sene Rick Carlisle tarafından, geçtiğimiz yıla oranla çok daha fazla şans bulacaktır bence. Terry ile guard rotasyonu için ilk opsiyon olacak. Geçtiğimiz sezon genelde 2 numara oynasa da, Carlisle'ın onu oyun kurucu guard pozisyonuna yerleştirmek istediğini okumaktayız ve verdiği demeçlerde de bunu belirtmekte fakat bu pozisyonda oynayabilmesi için, saha görüşü ve oyun kurucu özellikleri tam olarak yerine oturmuş değil. Ancak Kidd gibi bir usta ile çalışacağını düşününce bu özelliklerini rahatlıkla geliştirebileceğini söyleyebiliriz. Bu sene özellikle bu konuda yoğunlaşırsa, önü daha açık olacaktır kuşkusuz. Ayağı kırıldıktan sonra, güçlendirmelere devam ediyormuş. Atletikliğini ve hızını kaybetmemesi çok mühim bir konu. Sezon açılışına yetişecek büyük ihtimal. Ben çok umutluyum ondan, umarım sakatlık olmadan, oyununu geliştirmeye devam eder, bu potansiyel boşa gitmemeli.

21 Eylül 2010 Salı

Ike Diogu ?

Brian Cardinal, Bobby Simmons ve Steve Novak'ten sonraki son aday, Ike Diogu. Bir kaç yerde yazılıp çizilmeye başladı, Mavericks'in radarına girdiği hakkında. Nowitzki stilinde olmasa da eğer sakatlığından tam olarak kurtulduysa, fena bir tercih olmayabilir. Bekliyoruz gelişmeleri.

Oyuncuları Tanıyalım: J.J. Barea


Barea ile seriye devam ediyoruz. Aslında tam adı Jose Juan Barea, Porto Riko'lu oyuncunun. Jamie Barea ile Marta Morta'nın çocukları olan Barea, 1984, Mayagüez doğumlu. 17 yaşına kadar burada yaşayan Barea, kolej için Miami'nin yolunu tutar ve NBA'e gelene kadar NCAA'den, NBDL'e arada ne varsa tüm liglerde oynamayı başarır.

Öncelikle Barea'yı çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bazı oyuncular vardır, takımın çok önemli bir parçası olmasa da taraftarları tarafından çok sevilir. Barea da yürekli, özverili oyunuyla Amerika'daki Dallas Mavericks taraftarlarının da sevgisini kazanmış durumda. Boyu 1.83, kilosu 80 civarı. 1 ve 2 numaraları oynayabiliyor. Fakat stili şutör guard için uygun olsa da, size açısından bu pozisyon için pek yeterli durmuyor. Biraz 1.5'tan 2 gibi oynasa da dönem dönem iki numara da oynayacaktır. Oyununun en büyük artısı, boş kaldığında ceza üçlüklerini kesebilmesi ve içeri fena olmayan driveları, fakat en büyük handikapı saha görüşün çok iyi olmaması ve asist özelliği olması gereken seviyenin altında seyretmesi.

Barea, 2006 NBA Draft'ine girmiş fakat hiçbir takımın ilgisini çekmemişti. Undrafted olmasına rağmen, ligde yer edinebilmiş ender oyunculardan olması diğer bir özelliği Barea'nın. Kariyeri boyunca Dallas Mavericks forması ile  234 maça çıktı Barea ve ortalama 16.1 dakika süra aldı. Bu süre zarfı içinde de 6.3 sayı, 2.7 asist ve 1.7 ribaunt ortalamaları yakaladı. Bu yaz ise ülkemizde düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda 16.8 sayı, 5.4 asist ortalamaları yakalasa da üçlük çizgisinin gerisinden sadece %26 gibi düşük bir oranda kalması hayal kırıklığıydı diyebilirim. 

Mavericks, bu yaz biten bitecek kontratının, takım opsiyonunu kullandı ve şu an 1.8 milyon$'lık biten kontrata sahip. Bu sezonki akıbetini biraz da Rodrigue Beaubois'nın durumu belirleyecek desek pek yanlış olmaz sanırım. Beaubois, Rick Carlisle tarafından Jason Kidd'in yedeği olarak tercih edilirse, Barea da Butler'ın yedeği olarak 2 numarada oynayacaktır. Fakat Beaubois 2 şutör guard yedeği olarak düşünülürse, daha verimli olacağı 1 numaraya kayacaktır. Ancak kesin birşey var; o da, yine elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret edeceğidir.

18 Eylül 2010 Cumartesi

Oyuncuları Tanıyalım: Alexis Ajinca

NBA 2010-2011 sezonunu yavaş yavaş yaklaşmakta, oyuncuları tanıtmaya karar verdim teker teker. Alexis Ajinca ile seriye başlıyoruz.

Alexis Ajinca, bu offseasonda yapılan Erick Dampier - Tyson Chandler eksenli takas ile Dallas'a geldi. Açıkçası takasta capfiller olarak kullanıldığını söylesek daha doğru olur sanıyorum. 1988, Saint-Etienne, Fransa doğumlu. Benden yaklaşık sadece 1 yaş büyük olan birinin 2.13 boyunda olduğunu düşününce bazen moralim bozulmuyor değil. Ha, benim de boyla alakalı bir sorunum yok ama 1.78 nerde, 2.13 nerde! Çok uzun kollara sahip olması güzel, bu özelliği onu iyi bir blok tehditi yapıyor. Şut tekniği de fena değil bence. Serbest atışlarda gayet başarılı. Fakat boyuna göre çok zayıf olduğunu belirtmemiz gerek. Sadece 99.8 kilo olması, 2.13 boyunda ve pivot oynayan bir oyuncu için büyük eksiklik şu an için ve lige tam olarak hazır olmadığının göstergesi.

Ajinca, 2008 NBA Draft'inde 1. tur 20. sıradan, Charlotte Bobcats tarafından seçilmişti. 2 yıllık NBA kariyerinde, sadece 37 maçta forma giyebildi ve ortalama 5.7 dakika süre alarak, 2.2 sayı, 0.9 ribaunt ortalamaları tutturdu. Geçtiğimiz sezonun büyük bir kısmını NBDL takımlarından Maine Red Claws'da geçirdi. Ocak ayında, Austin Toros karşısında, 26 sayı, 13 ribaunt ve 11 blokluk mükemmel triple-double performansıyla dikkat çekmişti. Ek olarak, geçen sezon NBDL'de All-Star oldu. Fakat başparmağından sakatlandıktan sonra, sezonu kapadı.

Ajinca'nın 3 yıllık kontratı var bulunuyor şu an için. Bu sezon 1.47 milyon $ alacak, önümüzdeki 2 sezon da takım opsiyonu bulunmakta. Bu sezon, Ajinca'nın size açısından gelişmesi gerek. Çok fazla izleme şansı bulamasam da pek çok yerde potansiyelli bir uzun olduğunu okudum. Sadece 22 yaşında olması, önünde çok uzun bir yol olduğu anlamına geliyor. Ancak kafalardaki soru işareti, bu potansiyeli ne kadar kullanabileceği. Bu sezonki ilk hedefi biraz kaslanmak ve kalıplaşmak olmalı. Takımda bu sezon genelde garbage timelarda süre bulabilecek. İlk başarması gereken, Brendan Haywood ve Tyson Chandler'dan sonra takımın 3. pivotu olması olacak. Bunu yapmak için de, Ian Mahinmi ile rekabet etmek ve Carlisle'ın gözüne girmek zorunda.