7 Mayıs 2011 Cumartesi

Lakers 92-98 Mavericks


Biri bana playofflar başlamadan önce Mavericks, Lakers karşısında 3-0 öne geçecek dese herhalde gülerdim. Takım inanılmaz bir playoff performansına imza atıyor gerçekten. Blazers serisindeki takımın üzerine birşeyler koymayı başardılar. Mavericks sahaya çok ama çok iyi yayılıyor, top paylaşımı, doğru şutu bulabilme konusunda da çok başarılı bir seri geçiriyorlar. Bunların yanında takımın mevcut kadrosundan optimum şekilde verim sağalamaya çalışan ve bunu başaran da Rick Carlisle gibi koç var takımda. Ve herşeyden önemlisi Dallas bu seriyi, Lakers'tan çok daha fazla istiyor.

Maçın kahramanı istatistiksel anlamda Dirk olsa da, maçı getiren esas ismin Peja Stojakovic olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Hakkını yemeyelim, Nowitzki yine efsane bir maç oynadı. Zor şutları sokmasının yanında, Lakers hala bir çare üretemedi onu yavaşlatabilmek konusunda. 32 sayısı ve 9 ribaundu ile yine liderlik yaptı takıma. Fakat Peja'nın maçı getirmesinin nedeni, çok kritik anlarda, maça kötü başlamasına rağmen atığı üçlüklerdi. Son periyotta kaydettiği 3 üçlük, belki de Lakers'a vurulan en ağır darbeydi maç içinde. Belki de bu maçla 2002 yılının intikamını aldı Peja Lakers'tan.

Terry'nin de hakkını vermek gerek. Takım olarak o kadar kendinden emin oynuyor ki Dallas, Terry'nin Blazers performansından sonra üzerine koyup, Lakers karşısında da sorumluluk alarak takıma benchten önemli katkı vermesi açıkçası çok fena ters köşeye yetirdi beni. Helal olsun demek istiyorum. Jason Kidd ise nasıl büyük bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösteriyor herkese. Kobe'yi iyi savunuyor, ayakları yavaş ancak hala güçlü olmasına rağmen arkasında da iyi duruyor, bu da Lakers'ın ritmini bozan diğer faktörlerden. Ek olarak Kidd ile bir şeye değinmek istiyorum. Maçın son anlarında, Gasol serbest atış kullanırken, ilk atışında isabeti bulduktan sonra, ikinciyi kaçırmıştı. 2. serbest atışını kaçırdıktan sonra, Kidd'in hemen Gasol'ün önünde bitiverip, Gasol'e gelen ribaundu alıp, faul çizgisine gitmesi de önsezisinin, oyun bilgisinin ne kadar iyi olduğunun bir göstergesi bana kalırsa.

Lakers'ta ise değişen birşey yok. Artest'in yokluğunda Shannon Brown benchten biraz olsun katkı getirmeyi başarsa da Kobe'nin bu kadar önemli bir maçta az şut deneyip, sadece 1 kez serbest atış çizgisene gitmesi ve 17 sayıda kalması da ayrı bir ilginçlik. Gasol hala kayıp. Lakers'ta tek ayakta kalan isim, Mavericks'in hücum ribauntlarına çare bulamadığı Bynum. Maçın son anlarında da Fisher'ın en kritik yerde, kenardan başlarken Odom'a attığı feci pas açıklanacak gibi değildi ayrıca.

Dallas'taki atmosferde çok etkileyiciydi. Herkes inanmış, herkes mavi t-shirtlerini giymiş, tek tip. Seri 3-0 artık. NBA'de playofflarda 99 kez 3-0 öne geçilmiş ve geri dönen takım yok. Lakers'ın da bu kafa yapısıyla geri dönme şansı pek de yok zaten. Psikolojik olarak çok büyük darbe aldılar ancak süpürülmemek için yine de ellerinden geleni yapacaklardır. Kesin konuşmamak gerek ama  Dallas Mavericks çok büyük oranda geçti bu seriyi diyebiliriz. Bakalım pazar akşamı kilerden süpürgeleri çıkaracaklar mı, onu da göreceğiz. Önümüzdeki maç, yarın akşam, TSİ 22.30'da, American Airlines Center'da.

Maçın Özeti:

Hiç yorum yok: